Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nın açılışında yaptığı konuşmada, dezenformasyonun her türlüsüyle mücadelenin Türkiye'nin, demokrasisinin ve toplumsal huzurunun bir ulusal güvenlik meselesi olarak ele alındığını ifade etti. Günümüzde dezenformasyonun, basit yanlış bilgi yayma eylemini aşarak, toplumların birlik ve güven duygularını zayıflatan, demokrasilere karşı asimetrik bir tehdit unsuru haline geldiğini belirtti.
ATO Congressium’da Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Türkiye Yüzyılı: İletişimin Yüzyılı” temasıyla düzenlenen Şûra’nın açılış programına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına Gazze’de İsrail tarafından yaşamını yitirenler başta olmak üzere, görevleri başında hayatını kaybeden medya mensuplarını anarak başladı. Bu önemli etkinliğin ülke, millet ve iletişim dünyası için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve ekibini bu anlamlı organizasyon için tebrik etti.
Şûra, Önemli Bir Boşluğu Dolduruyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki gün sürecek Şûra’ya bilgi, tecrübe ve önerileriyle katkıda bulunacak kurum ve kuruluşlara, üniversite yöneticilerine ve akademisyenlere teşekkürlerini iletti. İlk İletişim Şûrası’nın 2003 yılında gerçekleştiğini ve internetin yaygınlaşmasıyla medyanın yeniden yapılanma sürecinde verimli tartışmalara zemin hazırladığını hatırlattı. Uzun süredir sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek, değişen koşullar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir bakış açısı sunacak kapsamlı bir toplantıya ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Bu doğrultuda geçen yıl Şûra’nın hazırlık çalışmalarının başladığını ve 1,5 yıllık süreçte çalıştaylar ve çeşitli etkinliklerle yoğun bir mesai harcandığını anlattı. Kamu kurumları, üniversiteler, medya, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörden toplam 425 uzmanın, 16 ayrı çalışma grubunda özveriyle çalışarak güncel konulara yeni ve etkili çözüm önerileri sunduğunu belirtti.
Kamu diplomasisinden yapay zekaya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretiminden iletişim hukuku ve dijital platformlara kadar iletişim alanındaki tüm alt başlıkların ele alındığı oturumları son derece değerli bulduğunu vurgulayan Erdoğan, özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şûra’nın içeriğini zenginleştiren gençlere teşekkür etti. Şûra’nın hem zengin katılımcı profili hem de güçlü içeriğiyle, eksikliği hissedilen bir alandaki önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inandığını ifade etti. Ortak aklın ürünü olan tespitlerin, raporların, tebliğlerin ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesinin Türkiye’nin gelecek vizyonunu şekillendireceğini ve ülkenin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini güçlendireceğini umduğunu söyledi.
Doğru Bilgiye Ulaşımın Önemi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iletişim bilimlerinde aracın mesajın kendisi olduğu prensibine değindi. Bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlı, kolay ve yaygın olduğu dinamik bir dönemde olunduğuna dikkat çekti. Uydu ve haberleşme teknolojilerindeki sürekli gelişim sayesinde dünyanın bir ucundaki olayın saniyeler içinde milyarlarca insana ulaştığını belirtti. Yeni medya araçları ve dijital platformların bilginin üretim ve dolaşım hızını önemli ölçüde artırdığını, eskiden günler süren işlerin artık dakikalar içinde tamamlanabildiğini ifade etti. Özellikle yapay zekâ modellerinin hayatımıza girmesiyle eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma kadar her alanda bu teknolojilerden maksimum düzeyde faydalanıldığını dile getirdi. Ancak, bu durumun giderek büyüyen bir tehlikeyi de beraberinde getirdiğini, bilgi ve enformasyon merkezli bu teknolojilerin düşünme ve olayları ele alma biçimlerini de etkilediğini vurguladı.
Özellikle sosyal medya mecralarının, hangi konuda ne kadar durulacağını, meseleye nasıl yaklaşılacağını ve hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlediğini kaydeden Erdoğan, bu platformların sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif ederek hayali bir tarih ve sığ bir kimlik inşa etme riski taşıdığını belirtti. Bu yeni ortamın bireysel ve toplumsal ölçekte psikolojik ve sosyolojik etkileriyle hem değerleri hem de kültürü tahrip etme potansiyeli taşıdığını ifade etti. Günümüzde olgu ve algı arasındaki makasın açıldığını, kitlelerin “algoritma faşizmi” olarak adlandırılan bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını söyleyen Erdoğan, bu süreçte en çok zarar gören kavramın hakikat olduğunu belirtti. İletişimin temel amacının, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ulaştırmak olduğunun altını çizdi. Dezenformasyon ve manipülasyonun yaygın olduğu yeni iletişim ortamının, bilgiyi bir güç olmaktan çıkarıp güçsüzlüğün kaynağı haline getirdiğine işaret eden Erdoğan, bu acı gerçekle özellikle Kovid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde çok yakından yüzleşildiğini dile getirdi.
Milletin İyi Niyeti İstismar Edildi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kritik süreçlerde hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırılarıyla karşı karşıya kalındığını belirtti. Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından beşinci kol faaliyetlerine ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece yoğun saldırılar yaşandığını ifade etti.




