Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan yeni bir tebliğ, kanser tedavisinde kullanılan birçok akıllı ilacın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından geri ödenecek ilaçlar listesinden çıkarılmasına neden oldu. Bu durum, kanser hastalarının büyük bir kısmını ilaç bedellerini temin etmek için hukuki yollara başvurmaya zorluyor.
Anayasal Haklar ve SGK Zararları
Söz konusu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kararları, Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi'ne ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 17., 56. ve 60. maddelerine aykırılık teşkil ediyor. Hastaların yaşam hakkını, maddi ve manevi varlığını koruma hakkını güvence altına alan Anayasa maddeleri, devletin sağlık hizmetlerini düzenleme ve sosyal güvenlik hakkını sağlama görevini açıkça belirtiyor. SGK'ya açılan bu tür davalar, sadece hastaların ilaçlarına erişimini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kurumun avukatlık masrafları ve diğer yargılama giderleri nedeniyle zarara uğramasına yol açıyor.
İmmünoterapi olarak da bilinen akıllı ilaçlar, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücreleriyle savaşmasını sağlayan yeni nesil biyolojik tedavilerdir. OPDIVO, TECENTRIQ, KEYTRUDA, IMFINZI, ZEJULA, LYNPARZA, TRODELVY, INYLTA, LENVIMA, ALTUZAN gibi ilaçlar bu kategoride yer almakta ve ne yazık ki SGK tarafından geri ödenmemektedir. Hekimler tarafından önerilen ve hastanın hayatı için hayati önem taşıyan bu ilaçların geri ödemesinin sadece SUT'a uygun endikasyonu olmadığı gerekçesiyle yapılmaması, hukuk devleti ilkesiyle çelişmektedir. Hastaların bu ilaçlara erişebilmesi için öncelikle SGK'ya başvurmaları ve ardından İş Mahkemeleri veya Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde dava açarak ihtiyati tedbir kararı almaları gerekmektedir.
Hukuki Süreç ve Anayasal Dayanaklar
Anayasa'nın 17. maddesi, bireylerin yaşam hakkını ve maddi-manevi varlıklarını koruma hakkını; 56. maddesi, devletin herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama görevini; 60. maddesi ise herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu ve devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alması gerektiğini düzenlemektedir. Bu maddeler ışığında, Sağlık Bakanlığı'nın tebliğlerinin Anayasa hükümlerini yok sayamayacağı ve hastaların tedaviye erişim haklarının güvence altına alınması gerektiği vurgulanmaktadır.




